|
|
|
|
|
Hikayeler Çeşitli konular üzerine ilgi çekici hikayeler
|
Su ile Çiçeğin Aşkı
Günün birinde bir çiçekle su karşılaşırlar bir kırda. Tanırlar birbirlerini,tanıdıkça severler.Çok mutludur çiçek,suya aşık olmuştur. Hayatında ilk kez aşkı tatmaktadır. Renk renk açar,erafına güzek kokular saçar,sırf suyun hoşuna gitsin diye....Su da çiçeğe aşık olmuştur. Yine de biraz tedirgindir, çünkü ilk kez karşılaşıyordur bu duyguyla. Günler geçer ve &c...
|
|
Ünlü Ressam ve Emek
Hindistan da çok ünlü bir ressam varmış…
Herkes bu ressamın yaptıklarını kusursuz kabul edecek kadar beğenirmiş . Herkes onu “Renklerin Ustası” anlamına gelen Ranga Çeleri olarak tanısa da; kısaca Ranga Guru derlermiş…
Onun yetiştirdiği bir ressam olan Raciçi ise artık eğitimini tamamlamış ve son resmin...
|
|
Hayat
Hayat, hepimiz için bir soru işareti. Cevabı belli olmayan, olsa da cevaplanamayan zaman...
Kimimiz soruları umursamadan önüne geldiği gibi yaşıyor hayatı, ya da hedef belirleyip ona yöneliyor büyük anlamsızlıklar içinde. Kimimizse daha ilk soruda takılıp kalıyoruz, ilerleyemiyoruz bir türlü. Zaten mevcut olanlar yetmezmiş gibi bir de kendimiz çoğaltıyoruz soru işaretlerini. “Bir manası olmalı” deyip, virgül koyuyoru...
|
|
Kızarmış Hayalet
BU HİKAYE YENİ ZELANDADAN KAY MARTİN'E AİT:
AKŞAM YEMEĞİNE ARKADAŞLARINI ÇAĞIRAN KAY,YEMEKTEN ÖNCE KÜÇÜK BİR APARATİF HAZIRLARKEN BİR TAVUĞUN ACI ACI BAĞIRDIĞINI DUYAR.SESİN NEREDEN GELDİĞİNİ MERAK EDEN KAY BAHÇEYE ÇIKAR.BAHÇEDE HİÇ BİR ŞEY GÖREMEZ.
ANCAK SES DAHA YAKINLARDAN HATTTA MUTFAKTAN GELMEKTEDİR.GİDEREK YÜKSELEN SESİN KAYNAĞINI KEŞFETTİĞİ ZAMAN TÜYLERİ DİKEN DİKEN OLUR.KIZARMASI İÇİN FIRINA...
|
|
Hayata Güzel Bakmak
Hastahanenin bir koğuşunda üç kötürüm bulunuyordu.Bunlardan koğuşa ilk gelen pencerenin önüne,ikincisi ortaya,üçüncüsü ise kapı kenarına yatırılmıştı.
Ortadaki hasta iyimser bir adam olduğu için,neşeli konuşmalarıyla ötekileri eğlendiriyor ve kederlerini azaltmaya çalışıyordu. Soğuk bir kış gecesi,pencerenin yanındaki hasta öldü.Onu kaldırdıktan sonra ortadaki hastayı pencerenin önüne,kapının yanındakinideortaya yatırarak, boşalan yere yeni bir hasta getirdiler. Pencerenin önüne...
|
|
Ücret
Soğuk bir kış gecesinde eve dönerken,kaldırımın ortalık bir yerinde duran genç bir adama rasladım.Derin derin soluk alıyor ve düşmemek için anındaki elektrik direğine sarılıyordu.bir vitrine bakıyormuş gibi yaparak göz ucuyla onu seyrettim.Otuz beş ,kırk yaşlarında olmalıydı ve üstü başı da sarhoştan beklenmeyecek kadar temizdi.Yanından geçenlerden bazısı yüksek sesle konuşarak içki içmenin k...
|
|
Kar Tanesi
Kar Tanesi Milyonlarca kar tanesinden biriyim şimdi ben. Yere doğru süzülerek inen, rüzgarla savrulup hangi bir köşeye tutunacağı belli olmayan.
Tek başına kaldığı anda sıcaklığa direnemeyip yok olmaya saniyeler kadar yakın olan.
Omuz omuza olmaktan başka yaşam koşulu olmasa dahi kendi kaderine doğru uçuşarak yol alan, çaresizce kendinden bağımsız uçuşan diğer taneleri seyretmekten başka şansı olmayan.
Sımsıkı tutunarak etrafında ki diğer kar...
|
|
Karınca
Hz. Süleyman bir karıncanın bir sene boyunca ne yiyeceğini sormuş."Bir Buğday" demişler.O da denemek için bir karıncayı bir kutuya koymuş ve içine de bir tane buğday atmış.Bir sene sonra kutuyu açıp baktığında karıncanın, buğdayın sadece yarısını yediğini görmüş. O’na " Sen, senede bir buğday yemez miydin?" diye sorunca karınca "Ya Süleyman! O rızkımı Rezzak u Kerim verirken öyle idi. Ama rızık senin vasıtanla gelince,senin ileride ne yapacağını bilemedim. Ya beni unutur...
|
|
Mafya Babası Ve Kurnaz Çevirmen
Mafya babası, korkutabildiği kuruluşlardan alacağı haracı toplaması için sağır ve dilsiz bir tetikçi bulmuştu.Tetikçi polisin eline geçtiğinde, onun fazla bir şey anlatamayacağını düşünüyordu.Mafya babası, bir süre sonra ödemelerde önemli gecikmeler olduğunun farkına vardı ve bunun hesabını sormaları için iki adamını tetikçiye gönderdi.Giden adamlar, sağır ve dilsiz tetikçiyle anlaşamayınca mafya babası onu kendi odasına getirtti ve sağır ve dilsiz alfabesi bilen bir çevirmen ...
|
|
Bir Dilencinin Ağzından
Sanırım aşağıdaki mısralar bir dilencinin ağzından çıkabilecek en şiirsel sözler olsa gerek. Elbette Goethe Faust ta bu güzel mısraları bir dilencinin ağzından bizlere yazmış. Bakınız ne diyor;
İyi kalpli baylar ve güzel bayanlarSize dilerim kutlu bayramlarLütfen yüzüme iyi bakınVe beni dardan kurtarınBoşa gitmesin bu şarkılarSadaka veren olsun bahtiyarBayram yaparken herkesSevinsin birazda şu kimsesizNe olur sevincinden bayramın...
|
|
Ne Ol Ne Olma
NE OL, NE OLMA!
Paranı ver, gönlünü ver, selam ver, canını ver......
|
|
Yunusu Vurmak
Gözümün önünden bir film şeridi gibi geçiyor ömrün. Bebek oluşun, hanemize ilk girişin, ilk ağlayışın, ilk yürüyüşün, ilk diş çıkarışın. Ellerini avuçlarıma almadan uyumadım hiç. Yanağına dudaklarımı değdirmeden girmedim yatağıma. Seni üşüten ayaza diş biledim, yanaklarına değip de yanaklarını kızartan güneşe gücendim. Her birini görmek bir ömre bedeldi oğul. Her birine ermek benim için her şeyden daha güzeldi oğul. Sonra ilk kalem tutuşun. İlk okuyuşun. Seni o...
|
|
Ah be üzüm vermez asma dalları
Çok utanıyorum.Hem de çok utanıyorum.Yanaklarımın kızardığını,hatta yüzümün sararıp bozardığını hissediyorum.Yapmadığım bir şeyin pişmanlığıydı bu yaşadıklarım.Nasıl yapmadım.Nasıl etmedim.Nasıl hissetmedim.Şair yüreğim çok utanıyor bugün.Şair yüreğim şairliğinden,şair yüreğim yüreğimin bir kenarına tutunmuş ve büyümeyi bilmeyen çocuktan utanıyor.Bir şeyler yürüyor üzerim...
|
|
Güzel Bir Hikaye
GÜZEL BİR HİKAYE
Bir şehrin en zengini öldüğünde, tellallar sokaklara dökülüp;
“Ey ahali”, diye bağırmışlar. “Biliyorsunuz Veli Efendi öldü. Bir vasiyeti var. Ahiret hayatına alışabilmek için, kendisine bir günlük y...
|
|
Karıncaların İletişimi
Derken Süleyman’ın cinlerden, insanlardan ve kuşlardan meydana gelen ordusu
toplandı. Hepsi de düzenli bir şekilde sevk ediliyordu. Karınca vadisine
geldiklerinde, bir dişi karınca “Yuvalarınıza girin, karıncalar,” dedi. “Tâ ki
Süleyman ve ordusu, farkında olmadan sizi çiğnemesin.” (Neml, 17-18)
BU ÂYET karıncalar arasında bir “iletişim sistemi” olduğuna işaret ediyor.
Yirminci yüzyılda üzerinde yapılan bilimsel araştırmalar, bu küçük ...
|
|
Tatar hamallar
TATAR HAMALLAR Veya DİLENCİ KADIN Eser: Abdülmecit Gafurî / Tataristan ...
|
|
Bir Çentik At Yüreğime
BİR ÇENTİK AT YÜREĞİMEYaşından umulmayacak kadar çevik, zamana yenilmiş olmasına rağmen dinç gövdesinin üzerinde bakımlı, her yanı bembeyaz bir kafa. Elindeki baston da olmasa benden genç diyeceğim ama dilim varmıyor.Vardığı kadarı şu: benim içim geçmiş. Bana sorsan yüzyıllığım.Beyaz dedecik sanki on sekizlik delikanlı.Gözgöze geliyoruz, gülümsüyor.Dişleri saçı kadar beyaz. En son bir hafta önce fırçaladığım dişlerim geliyor aklıma utanıyorum...
|
|
Zina yapmak isteyen genç
BİR GÜN Peygamber Aleyhisselam’ın huzuruna bir genç geldi. Sıkıntılı bir hâli
vardı. “Ey Alllah’ın Resulü, zina etmem için bana izin ver. Artık tahammülüm
kalmadı” dedi.
Orada bulunanlar, gencin bu fena isteğinden dolayı, hiddete geldiler.
Bazıları onu şiddetle azarlarken, kalkıp ağzını kapatmak için üzerine hücum
edenler oldu. Suratına bir tokat aşketmek arzusuyla yerinden fırlayanlar bile
vardı.
Ancak, o Şefkatli Nebî,...
|
|
1 ve O'ın En Güzel Anlatımı
1 ve O'ın En Güzel Anlatımı...1982 yılı Gazi Üniversitesi Basın Yayın Yüksek Okulu'nda 2. sınıf öğrencileri Türkiye Ekonomisi dersinin hocasını bekliyor.Sınıf, öğrencilerin gürültü patırtısıyla sallanırken sert görünümlü hoca kapıda beliriyor, içeriye kızgın ...
|
|
|
|
|